bir ulkenin tukenisi bRLcBSDB

Bir ülkenin tükenişi

Dinlerin ve mezheplerin çeşitliliği itibariyle Ortadoğu’nun en karmaşık ülkesi olan Lübnan, ekonomik ve siyasal krizi aynı anda yaşıyor. Sokaklardaki huzursuzluğun aylardır dinmediği ülkede, protestocular sık sık güvenlik güçleriyle çatışıyor. Elektrik, akaryakıt ve öteki temel gereksinim maddeleri mevzusunda yaşanmış olan devamlı engellemeler halkı canından bezdirirken, ordudan duruma müdahale sinyali geldi. Sadece Lübnan ordusunun öteki bazı Arap ülkelerindeki şeklinde darbe yaparak yönetime el koymaya kafi gelecek gücünün olup olmadığı da tartışılıyor.

Lübnan’ın başkenti Beyrut, 1970’lerde “Ortadoğu’nun Paris’i” olarak biliniyordu. 1975-1990 içinde yaşanmış olan iç savaşla beraber Beyrut ve öteki şehirler harabeye dönerken, Lübnan tekrar asla toparlanamadı. Mevcut kriz ise, ülkeyi adeta yok oluşa sürükleyecek bir etkiye haiz.

DIŞ ETKENLER

18 ayrı din ve mezhebin bir arada yaşam mücadelesi verdiği Lübnan’da Fransa, ABD ve Suudi Arabistan cephesinin karşısında dış etken olarak İran içeriyor. İran tarafınca desteklenen Hizbullah örgütünün geçtiğimiz seneler içinde Lübnan devlet mekanizmasının eleştiri noktalarına nüfuz etmiş olması, Tahran yönetiminin elini güçlendiren bir unsur. Batı ile İran arasındaki gerilimin tüm negatif neticeleri ise, direkt halde Lübnanlıların günlük hayatına yansıyor.

AMBARGONUN SONUCU

Siyasal gözlemcilere gore, Lübnan’da yaşanmakta olan krizin sebebi yalnızca ülkedeki karmaşık ve gerilimli politik yapı yada ideolojik ayrışmalar değil. Lübnan’a ciddi para akışı elde eden Hizbullah’ın birçok mühim ismine Batılı ülkelerde konan ambargoların da, krizi derinleştirdiği yorumları yapılıyor.

İran bağlantısından dolayı Batı’da “terör örgütü” muamelesi gören Hizbullah, hem de Suriye’deki iç muharebeye Beşşar Esed rejimi lehine müdahil olmasıyla da eleştirilerin odağında. 2011’den günümüze, binlerce Hizbullah militanı Esed rejiminin saflarında muhaliflere karşı çatışmalara katılmıştı. Bu durum, Lübnanlılar nezdinde Hizbullah’ın amaçlarıyla ilgili sual işaretlerine yol açıyor.

SİYASİ SİSTEM TIKANDI

Lübnan’da 1943’ten bu yana geçerli siyasal sistem çerçevesinde, cumhurbaşkanı Maruni Katolik Hristiyan, başbakan Sünni, meclis başkanı ise Şii olmak zorunda. Lübnan iç savaşı esnasında İran ve Hizbullah cephesinin baş düşmanlarından Mişel Avn’ın 2016’da İran ve Hizbullah’ın desteğiyle cumhurbaşkanı seçilmesi, ülkedeki yerin ne kadar ıslak bulunduğunu gösteriyor. 2005’te bir suikasta kurban giden eski Başbakan Refik Hariri’nin oğlu Saad Hariri ise Fransa, ABD ve Suudi Arabistan’ın desteğine haiz. Hariri, dokuz aylık bir nabız yoklama sürecinin peşinden, geçtiğimiz hafta hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı Avn’a iade etmişti.

Kaynak: YeniŞafak

🔥8

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir